English     Kurdî

‘Çatışma ortamı çocuklarda kalıcı travmalara yol açıyor’

‘Çatışma ortamı çocuklarda kalıcı travmalara yol açıyor’,çatışma,ortamı,çocuklarda,kalıcı,travmalara,yol,açıyor

DİYARBAKIR - Çatışma ortamının çocuklarda kalıcı travmalara yol açtığını belirten psikolog Fatih Yiğit, gerekli müdahalenin yapılmaması halinde toplumun problemli bir nesil ile karşı karşıya kalacağını söyledi.

Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik saldırıda en çok çocuklar etkileniyor. Çatışma ortamlarında büyüyen ve şiddete tanıklık eden çocuklarda travmaya yol açtığı ve bunun da kalıcı hasarlara yol açtığı belirtiliyor. Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Göç ve İnsani Yardım Vakfı'nda (GİYAV) çalışma yürüten Psikolog Fatih Yiğit, savaş ve şiddet ortamlarının çocuklara etkisi konusunda değerlendirmelerde bulundu. Çatışma ortamında büyüyen çocukların travmaya maruz kaldığını belirten Yiğit, travmanın, şiddet sonrası kişinin dışarıdan gelen etkiye karşı psikolojik olarak baş edememesi ya da yeterli olarak direnç göstermemesi durumu yaratığını söyledi. Travmaları 3’e ayıran Yiğit, “Birincisi rastgele oluşan bir olaya bağlı travma. İkincisi anne, baba ve ebeveyden kaynaklı çocuğun gelişim döneminde süren tipik travma. Bir de kitlesel travma var. Şimdi çatışma ortamında, çatışmanın seyrine göre bu üçü beraber de görülebilir. Şiddet ortamı uzun vadede bu travmaların çocuklarda kalıcı birçok psikolojik, fizyolojik ahlaki sorunlara sebep olabilir” diye konuştu. 
 
KİŞİLİK BOZUKLUĞU
 
Çocuğun çatışma ortamında yakınını ve akranının yaşamını yitirmesine şahit olması durumda kendisinde çok ciddi bir kaygı oluşacağını dile getiren Yiğit,  “Öfke, gece irkilmeler, uyku düzensizliği, depresif duygu durumu ve bunun yanında panik atak ve kişilik bozukluğuna sebep olabilir. Çocuk içine kapanabilir. Şiddetten kendini sorumlu tutabilir ve bu şiddeti yaşına göre farklı tepkiler, farklı savunma mekanizmaları geliştirmeye çalışır. Buna bir yetişkin kadar savunma mekanizması gerçekleştiremeyeceği için de tabi ki çok daha kronik kalıcı etkilenme olasılığı çok daha yüksek olacaktır” dedi.  
 
ÇOCUĞUN AYRIMCILIĞA MARUZ KALMASI
 
Yiğit, çatışma ortamından kaynaklı göç etmek zorunda kalan çocukların başka bir yere alındığında psikolojik sorunlar ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Toplumun göçe maruz kalan çocuklara yaklaşımında dikkatli olması gerektiğini kaydeden Yiğit, “Toplum çocuğu dışlamamalı. Bir kere afişe etmek ve ya kategorize etmek, etnik kökenine, diline, ırkına göre ayrıştırmak zaten insani bir yaklaşım değildir. Ayrıştırıcı dil yetişkinler için bile hazmedilebilir değilken bir çocuğun ayrımcılığa maruz kalması bununla başa çıkabilmesi çok daha zordur. Her birey, her çocuk kendi yaşadığı travmayı kendine göre içselleştirir ve onunla başa çıkmak için travmasını doğru anlamak ve doğru yaklaşmak gerekir” ifadelerini kullandı.  
 
‘ÖLDÜRMECE OYUNU OYNAMAYA BAŞLAR’
 
Yiğit, çatışma ortamından etkilenme yaşını kategorize ederek, şu bilgileri paylaştı: “Her yaş grubu çocuk farklı etkilenir. 0-2 yaş arasındaki bir bebek bir çocuk çok algılamayacaktır ama annesini babasını veya yaşadığı ortamın değişmesi ileriki dönemde bazı kişilik bozukluklarına sebep olabilir. Okul çağı 5-7 yaştaki çocuklar biraz daha dünyanın farkına varmış ve anlamlandırmış çocuklardır. Tabi ki çok farklı etkiler yaratabilir. Arkadaşlarla oyunları değişebilir. Oyunlarda artık insan öldürmece oynayabilirler. Çünkü çocuk bunu oyun zanneder. Okul çağından itibaren biraz daha suçluluk duygusu gelişebilir, bunun suçlusu kendisiymiş gibi duygular yaşayabilir. Bir yakının arkadaşını kaybetmişse ve kendisi hayatta kalmışsa burada da farklı bir suçluluk yaşadığı için ‘Acaba ben neyi yanlış yaptım. Ben yaşıyorum o neden yaşamıyor’ gibi sorgulamalar yapar. Bunlarda içsel çatışmalara sebep olur. Biraz daha büyükse 10-12 yaşındaysa, ergenlik dönemine yakınsa, yaşından büyük sorumluluklar yüklenmeye kalkabilir, sorumluluklar yüklenebilir. Yetişkinmiş gibi yaklaşabilir olaylara. Onun direk savaştan çatışmadan etkilenmiş bireyden ziyade direk aktif rol alacak bir pozisyona kadar götürebilir ve her halükarda bu süreçlere baktığımız zaman çok ciddi kalıcı hasarlar meydana gelme olasılığı yüksektir.” 
 
‘ÇOCUK ETKİLENİR’
 
Çatışma ortamında büyüyen çocukların yanı sıra çatışmayı TV’lerde ya da insanlardan duymuş ve görmüş çocukların, psikolojik anlamda bir şiddete maruz kaldığını kaydeden Yiğit, “Tabii ki çocukların görmesi gereken yer okul duvarları, park bahçe alanları, lunaparklardır. Bir çocuğun görmesi gereken en sert şey okuldaki kitaplar olmalı. Şunu diyebiliriz çocukluğunu yaşaması gereken dönemde çocukluğunu yaşamaması kişiliğini tam da bu dönemde doğru bir şekilde oturtamamış olacaktır”  diye konuştu.  
 
PROBLEMLİ BİR NESİL 
 
Şimdiki çocukların geleceğin yetişkinleri olacağı hatırlatmasında bulunan Yiğit,  gerekli müdahalelerinin yapılmaması durumunda toplumun problemli bir nesil ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.
 
MA / Fethi Balaman 

Bu İçerik 18.10.2019 Tarihinde #Türkçe İçerikler Kategorisinde Yayınlanmıştır